Tutkuları ve Kişiliği

"Biz sanatçılar gökten zembille inmedik. Halkın içinden çıktık." der ve özel yaşamında o da sıradan bir İstanbullu'nun yaşamını sürdürür. Halkın içinde yaşamak ona ve müziğine gerçeklik ve sadelik katar. Tuluyhan'ın yaşamı da müziği gibi her türlü yapaylıktan ve abartıdan uzaktır.

Tuluyhan için sabah genellikle öğle saatlerinde başlar. Gece onun için çok değerlidir. Günün ilk ışıklarını görmeden uyumamaya gayret eder. Geceleri onun ürettiği, düşündüğü saatlerdir. Alkolle arası pek iyi olmadığı için sabaha kadar elinde çay bardağı evin içinde dolaşır. Bazen sabahın ilk ışıklarıyla uyanan insanların arasına karışmak için hiç uyumadan sabahı karşılar. Sabah fırından çıkan ilk ekmekle kahvaltı etmekten, gece boyu çalışan şoförler, polislerle sohbet edip, sabahçı kahvelerinin çaycılarıyla muhabbet etmekten ayrı bir enerji alır. Zamanını sıradan görünen ama duygu ve fikirleriyle zengin insanların arasında geçirir. Eğer erken saatte bir randevusu varsa hiç uyamamayı tercih eder. Çünkü birkaç saat uyuduktan sonra kalkmak onun için en ağır işkencedir. Eğer onu uykusunu almadan kaldırırsanız korkunç olabilir. Kendi uyandığı zamansa uykusunu almış bir bebeğin neşesi içindedir.

Övgüler Tuluyhan için güzeldir ama, hiç ummadığı bir yerde, mesela bir takside, ya da bir büfede kokoreç yerken gerçek Türkiye'nin insanlarından biri tarafından tanınmak ona en büyük mutluluğu verir... Hayvanlar, özellikle kediler ve sokak köpekleri yakın arkadaşlarıdır. Sokak köpeklerinin insana sevgi ile baktıklarını söyler. Dev kangalların inceliklerini uzun uzun anlatır. Profesyonellere taş çıkartan köpek taklitleri yapar... Evinin çevresindeki kedilerin hepsinin isimleri vardır ve kapı önünde uzun uzun onlarla ilgilenir ancak eve hayvan almamaya özen gösterir.

Hafta sonlarını televizyon karşısında geçirir. Elinde çay bardağı maçlar ve maç yorumları ile geçirdiği bu gecelerde genelde yalnız olmaktan hoşlanır. Büyülenmiş gibi televizyona bakarken yerinden sadece çay doldurmak için kalkar. Fenerbahçe en büyük tutkusudur. Ama maçlara gitmekten çok maçları televizyondan izlemeyi sever.

Kadınlar ve aşk onun vazgeçemediği tutkularıdır. Aşık olduğunu inkar etse de yılda bir iki kez onu tutkulu bir aşık olarak görebilirsiniz. Sevdiği kadının sürekli yanında olmasını ister. Eğer kadının işi biraz ön plana geçerse hemen kırılır, ilişkiyi bitirir. Aldatılmaya ve yapmacığa asla tahammülü yoktur.

TULUYHAN KENDİNİ ÇALMALI Dünyanın en büyük bestecilerinin müziklerini çalışmış, onların sadece notalarını değil, yaşamlarını da öğrenmişti. Eğer onlar kendi dönemlerinde sadece kendi eserlerini çalmasalar geriye onlardan bir şey kalır mıydı? Bu sorunun yanıtını ararken, her türlü zorluğa karşın müzik dünyasında savaşmaya ve sadece kendi müziğini seslendirmeye karar verdi. 1987'de Avrupa'da verdiği canlı konser kayıtlarından oluşan ilk albümünü doldurdu. "Go With God" isimli bu çalışma onu Orta Avrupa'da ünlendirdi ve etnik klasik new age tarzının saygın isimleri arasına girdi. Kainat, Bach ve inanç konuları onu derinden etkiliyordu. İkinci albümünde Bach'ın etkisiyle kutsal kitapları işledi: Kutsal Kitaplardan Ayetler...

Tuluyhan'ın hayatında detaylar, küçük aksesuarlar çok önemlidir. Bulunduğu mekanı hemen kendine has bir ortam haline getirir. Küçük biblolar, irili ufaklı mumlar, afişler ve özel kolleksiyonlardan alınmış resimler... Tuluyhan resim konusunda çok bilgilidir ve pek çok ressam arkadaşının orijinal eserleri evinin duvarlarını süsler...

Evine habersiz gelinmesinden, uyandırılmaktan nefret eder. Komşu ziyaretlerini sever, tüm komşuları ile eski Türk geleneklerine uygun ilişkiler içindedir. Sık sık konuk ağırlar. Bu insanlar bazen Türkiye'nin önemli isimleri, bazen bir öğrenci ya da bir mahalledir. Hepsini sevgi ile karşılar... Evinde yiyecek türünden bir şey bulunmadığı gibi içeceğiniz şeyi de seçmenize imkan tanımaz. Kendisi sadece çay içtiği için konuklarına da istisnasız çay ikram eder.

Evde yemek pişirilmesinden hoşlanmaz. Gündüz mutlaka dışarıda evinin yakınındaki pastanelerde, kafelerde oturup karnını doyurur, bu mekanlarda saatlerce oturup büyük bardaklarla çay içer. Gün boyu burada dostlarıyla, yeni insanlarla sohbet etmekten ayrı bir zevk duyar. Akşamları eğer bunlardan birinde yemek yememişse eve pizza, pide, hamburger gibi rahat yenilecek bir şeyler getirtir.

Atatürk'e tutkundur. Fikirlerinin ötesinde onun yalnızlığı ile kendi yalnızlığı arasında yakınlık kurar. Tarih ve dinler üzerine okumaktan hoşlanır. Televizyonlarda belgeselleri izler, zaman zaman tartışma programlarına bakar.

Bir yanıyla yedi yaşındaki harika çocuk, bir yanıyla 150 yaşındaki bilge kimlikleri...
Bu iki kimlik Tuluyhan'da sürekli çatışır.
Belki de onu herkesten farklı kılan özellikler bunlardır...

 

 

 

Sercotec